26 Ağustos 2010 Perşembe

Kalem Kalesi



"Ne okuyorum?" dedim bu kitabı okurken. 

Önce yazı hakkında küçük denelemer diyebildim. Kelimelere, cümlelere konuşma dilinden daha fazla yük yüklenmiş, bunu ustalıkla yapıtığı için de kelimeleri yormamış ve yazı hakkında bir kazı yapmış diye düşündüm. Yazının gizil alanlarına giderken kitap giderek gizemli bir hale gelmiş. Türü, biçimi, kurmacası, düşünmecesi, öykülemecesi tür dışı bir türe bürünmüş.

Kitabı bitirip kapattığım da aynı şeyi sordum: "Ne okudum ben?"

Bilmiyorum. Bu kitabın türü hakkında tek bir tür ismi vermek doğru olmaz. Türler arası bir çalışma ve dimağımda değişik lezzetler bırakan bir kitap bu. 

Nuri Pakdil'in Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan çıkardığı Kalem Kalesi 101 sayfa. Kitabın başında önsöz yok, arka kapağında tanıtım yazısı yok, hiçbir yazarın ve editörün kitapla ilgili notu yok. Her bakımdan yaftasız, reklamsız; safiyetle okuyucuya yazılmış bir mektup, Kalem Kalesi.

Kitaptan bazı alıntılar:

"Her yazı: bir temel kazı: yaklaşmak için varoluşun giz alanlarına."

"Devingenlik kavramının çekilen her kopyası direnişin hammadesini verir bize."

"Süpürülmekten korktukları için her süpürgenin sapına yapışanları iyi ayırt etmeli."

"...yazmak, Ağrı'dan daha ağır bir dağı yüklenmektir."

"Yazı yazarkenki kadar İstanbul'u yakından görmedim ben."

Not: Kitapta yer alan Telefon Kulubeleri yangınında İlk Tutanak Müsveddesi başlıklı yazı yaklaşık 2,5 sayfa ve bu iki buçuk sayfalık yazı bir cümle.

Kitapla ilgili okuyabileceğiniz bir başka yazı şurda.

24 Ağustos 2010 Salı

Arkaş'ın Günlüğü

"Doğruluk niyetle olur, ifade ile değil. Çünkü ifadeler niyetleri örter."

"İnsanlar bir sabah uyanıp kendilerinin ve başkalarının adlarını unutsalar onlara ne olurdu acaba, bir bilsem! Kayıtların yok olmasıyla hayatları da yok olmaz mı? Çünkü onların herbiri hayat ve anlamı için değil, adı için ve adıyla yaşar. İnsanoğlu, adını kayıtlardan silersen hayattan da silindiğini zanneder."

"Sessizlik."

"Bedenin kanaat getirmesi fazilet, ruhun kanaat getirmesi suç."

"Ben ve zaman birer suvari ve atız. Ne o beni geçiyor ne de ben onu. Süvari ve at olmadan nasıl hedefe ulaşılabiliriz? Zamanla yarışanlara çok acıyorum."

"Gururunda öyle direnkin ki kendini bütün ayıplardan uzak ve kalbini de fesat taşıyan bütün mikroplardan arınmış sandın."


"İnsanlar en çok kafeslerinden kaçıp kendilerinden daha uzakta uçan birini görmekten nefret ederler. Ve yine onları hiçbir şey o insanın şuurunu kaybedip yenilmesi veya kafesine geri dönmek zorunda kalmasından daha fazla sevindiremez. İşte bu yüzden engebelerle dolu o yolda, olgunluk isteyene daha ilk tökezleyişinde küfrederler."



Kendini Arayan Adam Arkaş'ın Günlüğü- Mihail Nuayme

Kaknüs Yayınları-139 syf.

(Kısa bir roman olması ve romanla ilgili söylenecek küçük bir ipucunun, kitabı okumayanlar için spoiler etkisi yaratması dolayısı ile bu küçük alıntıların yeterli olacağını düşünüyorum).

Kitabı tavsiye eden Nergihan'a teşekkürle...

10 Ağustos 2010 Salı

Başlangıç Niyetine: Magda Szabo

Başlangıç niyetine, eskilerden bir yazı...


MAGDA SZABO
18/05/2010 - (h)içlenmeler

Kitapçıda çalıştığım dönemlerde, raf düzenlemesi yaparken sürekli gözüme takılırdı Magda Szabo'nun Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanmış olan Kapı kitabı. Ama ne yalan söyleyeyim, okumak şöyle dursun bir kez olsun elime alıp da inceleme arzusu uyandırmamıştı bende.

8 Ağustos 2010 Pazar